BİLİM AKADEMİSİ RAPORU - Temmuz 2016

Şu sıra TBMM gündeminde olan 2547 sayılı Kanun’da öğretim elemanlarının disiplin suçlarına ilişkin yapılması düşünülen değişiklikler hakkında Bilim Akademisi’nin raporunu okumak için lütfen tıklayın

8 Nisan 2011 Cuma

Şifre, ÖSYM, Bilimsel Yayında Etik Dışılık

ORHAN BURSALI
Cumhuriyet Bilim Teknik 08.04.2011

http://orhanbursali.blogspot.com

Olmayacak şey değil... Tepeden tırnağa etikdışılığın sarıp sarmaladığı bir toplumu yöneten organların ve kurumların, Türkiye’nin en önemli sınavında belirli bir kesimi koruyup kollaması çok normaldir. Eğer iktidarda yandaşlık varsa, yandaş koruma/ kollama/ atama 8 yıldır sıradan bir olgu olarak kabul ediliyorsa, kendi türlerinin arkadan gelen soy-soplarına yükselişin kapılarını açmalarından daha doğal ne olabilir?
ÖSYM’de operasyon 9 ay önce gerçekleşti ve iktidar-YÖK orada egemenliği / yönetimi devraldı! Bu ilk büyük sınava, “asla hilenin yapılamayacağı büyük teknolojik yeniliklerle” hazırlandıklarını duyurdular...
Ali Demir, İTÜ’de tekstilci profesördü.. TV’de yaptığı açıklamada yanında bulunan kişi de endüstri mühendisi emekli profesör Ercan Öztemel ise TÜBİTAK Gebze’de çalışıyordu (ne üretiyordu?), anlaşılan Demir’in yanına atanmış! İkisi de, zerre kadar ilgileri olmayan bir işi yönetmeye getirildiler! Ama önemli olan “yandaş- cemaatdaş” olmalarıydı! YÖK nasıl bütün atamalarda iktidarın adamlarını gözettiyse, Başkanı Özcan, ÖSYM’ye yaptığı adamalarla da üstlendiği “tarihsel misyonunu” yerine getirdi!
Sınav’da ilk “kural bozma”, sadece türbanlı kızların 8 okula özel olarak yerleştirilmesiyle başladı, ÖSYM önce bunun kasıtlı atama olduğunu reddetti! Bilgisayar atadı, diyerek ilk yalanı söylediler! Sonra da “pozitif ayrımcılık yaptık” dediler! Bu pozitif ayrımcılığın, sınav sorularının çözüm anahtarını da vermeye kadar uzanmış olabilir! Bu kızlar kimlerdir ve sınavdaki başarıları açıklanmalıdır!
Ali Demir, zerre kadar saydam davranmadı! Her soru kitapçığının ayrı ayrı şifrelendiğini bile ileri sürecek oldu! Sorular karşısında, eh o sayıya yakın, dedi.. Ancak anlaşılıyor ki, 1.700.000 soru kitapçığını guruplar halinde şifrelemişler! Böyle olunca, bunları guruplar halinde istedikleri “okullara” gönderebilirler! Nasıl olsa çözüm şifreleri de biliniyor!
Eğer isim isim bildikleri ve belirledikleri türbanlı kızları İstanbul’da belirli okullara toplayıp sınavlar sokabiliyorlarsa... O halde, kendilerine bildirilecek binlerce öğrenciyi de, belirli yerlere guruplar halinde toplayabilirler... Ve bu guruba da anahtarıyla birlikte şifreli kitapçıkları da dağıtabilirler!
Tam anlamıyla şaibeli işler merkezi ile karşı karşıyayız, sanki...
***
Şaibe, etik dışılık, bilimi de sarmış durumda! Kurumsal bir çürüme! Prof. Metin Balcı, uluslararası ünü olan çok değerli bir bilim insanımız. Dergimizdeki makalesi çok önemlidir. Balcı, uluslararası bilimsel makalelerin en çok yayımlandığı 10 bilim dergisini inceledi! Gördü ki, bilim dünyamız bu dergileri çok seviyor! Ama dergilerin izlenme ve bilimsel kriter değerleri en alt düzeyde! Üstelik makale yayını için ücret alıyorlar! 500-750 doları bastırdın mı, hiç bir iyi/kaliteli derginin yüzüne bile bakmayacağı sözde araştırma makalelerini hemen basıyorlar! Bir sürü Hint, Pakisten, Afrika dergisi ve sadece düşük kaliteli makaleleri basmak ve iyi para kazanmak için kurulmuş şirketler topluluğu!
Çünkü talep var! “Makale yayınlamak”, akademisyenin “bilimsel faaliyeti” için gerekli! Ülkemizde akademik yükseltmeler için de zorunlu! Bu tür dergilerde yayınladığınız kolay yazıları, dosyanıza koyuyorsunuz, jüriye gönderiyorsunuz, sayın jüri bakıyor ki koşullar yerine getirilmiş, akademik yükseltmeni veriyor! Kaliteymiş, etik dışıymış falan filan...
İncelenen 10 dergide 1900 “makale”, Türkiye’nin uluslararası yayın sayısını arttırıyor! Yayın grafiğini yukarıya tırmandırıyor! Bilim yöneticilerimiz, bunları başbakanlarına, yerli ve uluslararası toplantılarda bilim dünyasına sunuyor! Böylece bilimde “dörtnala koştuğumuza” inanıyoruz!
Bilimsel araştırmacılığı /etkinliği bir üst düzeye tırmandırmak için, koşulları değiştireceksiniz. Metin Balcı, bu konuda önerilerde bulunuyor. Balcı, bilimi, iyiyi, doğru olanı, etiği, kaliteyi koruyan ve daha ileri gidilmesini isteyen bir bilim insanımızdır.. Yanlışı gösterir, ama bu tip bilim insanlarını pek çok kurum sevmeyebilir! Sesini çıkarmayan insanları tercih ederler! Bataklığı görse bile üç maymunu oynayacak insanları! 2 ay kadar önce, “bugüne kadar ki katkılarınız ve yardımlarınız için teşekkür ederiz” mektubu, ÖSYM’den, bir tek sadece Balcı’ya, acaba bu nedenle mi gönderildi!?
***