BİLİM AKADEMİSİ RAPORU - Temmuz 2016

Şu sıra TBMM gündeminde olan 2547 sayılı Kanun’da öğretim elemanlarının disiplin suçlarına ilişkin yapılması düşünülen değişiklikler hakkında Bilim Akademisi’nin raporunu okumak için lütfen tıklayın

13 Ocak 2014 Pazartesi

Bilimsel Hırsızlık Suç Değilse Nedir?

Prof. Dr. S. RIDVAN KARLUK
Anadolu Üniversitesi

“Evrensel bilim ahlakı normlarına uymak, bilim insanları için olmazsa olmaz bir zorunluluk olup intihal/bilimsel aşırmacılık utanç verici ve yüz kızartıcı bir suçtur. Bilimsel aşırmacılığın , hafife alınarak örtbas edildiği ve yaptırımsız bırakıldığı bir ülkede çağdaşlıktan söz edilemeyeceği gibi o ülke bilim dünyasının saygın üyeleri arasında asla kabul göremez.” 

Bu ifade, bana ait değildir. Prof. Dr. Kayhan Kantarlı’nın tepkisidir. Peki tepki neyedir? 

Bilindiği gibi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 16 ay önce aldığı karar ile intihal suçunu tamamen yaptırımsız kalmıştır.  Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Eylül 2012 de aldığı bu kararda “Öğretim Elemanları Disiplin Yönetmeliği’nde intihal suçunun yaptırımı olarak  yer alan üniversite öğretim üyeliğinden çıkarılma cezasının, 2547 sayılı YÖK Yasası ile  657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nda bu cezaya ilişkin bir düzenleme bulunmadığı” gerekçesiyle hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir. 

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun, intihal suçunun yaptırımı olan meslekten çıkarma cezasına ilişkin olarak verdiği bu kararla,  bilim insanları için  yüz kızartıcı bir suç olan intihal/ bilimsel aşırmacılık suçu fiilen yaptırımsız kalmıştır. Bu yaptırımsızlık, herhangi bir yasal düzenleme yapılmadıkça  intihal yapmanın hukuken serbest olması demektir. 

Bu durumda  YÖK’ün yapması gereken, kararda belirtilen yasal dayanıksızlığı giderecek  bir yasa çıkarılması için Milli Eğitim Bakanlığı ve TBMM nezdinde girişimde bulunmaktır.  Ancak YÖK yüksek yargı kararının alındığı Eylül 2012 den bu güne kadar böyle bir girişimde bulunmamıştır. 

Günümüz dünyasında evrensel bilim ahlakı normları tüm öğretim üyeleri için geçerlidir. İntihal, diğer bir deyişle  “bilimsel hırsızlık Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun kararına rağmen yüz kızartıcı bir suçtur ve suç olmaya da devam edecektir. Çünkü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun memurluğa alınma şartlarını düzenleyen 48/A-5 maddesinde, affa uğramış olsalar bile  “yüz kızartıcı bir suçtan” hükümlü bulunmama şartı aranmıştır. Madde de yüz kızartıcı olarak sayılan suçlar, Milletvekili Seçimi Kanunu’ndaki ve dolayısıyla Anayasamızın Madde 76’daki yüz kızartıcı olarak sayılan suçlarla aynıdır.  DMK’da yüz kızartıcı bir suçtan mahkûm olmak,  memurluğun sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Anayasamızın 76. Maddesinde “hırsızlık” bir yüz kızartıcı suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçu işleyenlere  uygulanacak yaptırım ise yukarıda belirtilmiştir. İntihal, “bilimsel hırsızlıktır.” Bunun başka bir anlamı yoktur. 

Bilimsel hırsızlık yapanların YÖK tanımlanmamış  olsa bile  af edilmesi  mümkün değildir. Hem Anayasamızda ve hem de DMK’da  hırsızlık suçunun cezası belirlenmiştir. 

Türkçede “hırsızlık” ile “bilimsel hırsızlık” (intihal-plagiarism) kavramları sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır.  Türk Dil Kurumu’nun Büyük Türkçe Sözlüğünde (Büyük Türkçe Sözlük,1992: 641)  hırsızlık, “çalma, çalma suçu, sirkat” olarak tanımlanmıştır. Hırsızlık etmek ( veya yapmak), “başkalarının parasını veya malını çalmak”anlamındadır.  İngilizcede hırsızlık yapmanın karşılığında 22 kelime vardır. 

Tarihçi  ve yazar Murat Bardakçı’nın intihal konusundaki şu tespiti çok doğrudur: “İntihal” kelimesi, sözlüklerde genellikle ‘başkasının eserini kendisininmiş gibi gösterip yayınlama’ şeklinde açıklanır ama bence düpedüz hırsızlıktır, üstelik hırsızlığın en pespaye şeklidir. Sıradan bir hırsız paranızı, malınızı yahut bir başka kıymetli eşyanızı çalan kişidir ama intihalde fikrinizin, düşüncenizin ve emeğinizin üzerine oturulması söz konusudur. 

Zira, intihalci sizin için çok daha kıymetli olan bir şeyi, aylarınızı, hattâ bazen senelerinizi sarf ederek verdiğiniz eseri, düşüncenizi ve göz nurunuzu çalmıştır ve bunun kıymetinin parayla, pulla, fiyatla, vesaireyle ölçülmesi mümkün değildir. İntihalin, hırsızlığın ve sahtekârlığın en aşağılık biçimi olmasının sebebi işte budur.” (Bardakçı, 2008) 

Yazar Mine Kırıkkanat’ın yapmış olduğu tespit, günümüzde de geçerliliği korumaktadır: "Türkiye’nin 87 yıllık cumhuriyet tarihi, düzmece doçentlik tezi iptal edilemeyen ya da edilmesine rağmen doçentlikle kalmayıp profesörlüğe kadar yükselen ve kovulması gerekirken ülkenin kaderine hükmeden sahtekârlarla dolu.”(Kırıkkanat,  4 Mayıs 2010). 

Türkiye’deki durumun aksine Avrupa’da bilimsel yolsuzluk  yapanların yolsuzlukları ortaya  çıkınca derhal görevlerini bırakmaktadırlar. 

Anadolu Ajansı 22 Şubat 2011 tarihinde, Türkiye’de intihal ile suçlanan bazı öğretim üyelerine örnek olacak bir haber yayınlamıştır: “Doktorasında intihalle suçlanan Almanya Federal Savunma Bakanı Karl-Theodor zu Guttenberg, doktora tezini tamamladığı Bayreuth Üniversitesi'nden akademik unvanının geri alınmasını istedi.” 

Alman Bakan’ın doktora tezinde bilimsel hırsızlık yapıp yapmadığı henüz oluşturulan bir bilimsel kurul tarafından tespit edilmemesine rağmen doktor unvanını ortaya çıkan iddialar karşısında kullanmayacağını belirtmesi, onurlu bir davranıştı. Fakat aynı onurlu davranışın Türkiye’de görülmesi mümkün değildir. 

Macaristan Cumhurbaşkanı Pal Schmitt, doktora tezinde intihal yaptığı için istifa ederek onurlu bir davranış sergilemiştir. Schmitt, 2 Nisan 2012 tarihinde Macaristan Parlamentosu’na hitaben yaptığı konuşmada, şahsi konularının ulusunu birleştirmek yerine bölmesine sebep olduğunu, bu durumu kabullenemediği için görevini bıraktığını açıklamıştır. 

İntihal yoluyla doktorluk unvanı alan Berlin Senatosu CDU Grubu Başkanı Florian Graf’ın da unvanı geri alınmıştır.  Potsdam Üniversitesi tarafından yapılan açıklamada, 2001-2006 yılları arasında CDU’nun Berlin Senatosu’ndaki muhalefet rolünü irdeleyen tezin en az üç yerinde olduğu gibi kopyalama yapıldığı belirtilmiştir.  Hata yaptığını kabul eden Graf, partisinden ve ailesinden özür dilemiştir. 

Almanya Federal Eğitim Bakanı Annette Schavan’ın (CDU) 33 yıl önce aldığı doktora teziyle ilgili iddialar üzerine inceleme yapan Düsseldorf Heinrich Heine Üniversitesi Felsefe Fakültesi Konseyi, Bakan’ın intihal yaptığına karar vermiştir. Fakülte Dekanı Bruno Bleckmann da  bu durumu kamuoyuna  açıklamıştır. Bunun üzerine  57 yaşındaki Federal Eğitim ve Araştırma Bakanı Annette Schavan, Başbakan Angela Merkel ile birlikte basın toplantısı düzenleyerek 7 yıldır sürdürdüğü görevini bırakmıştır. (İES, 2013) 

Önceki Merkel Hükümetinde  Savunma Bakanı  olan Karl Theodor zu Guttenberg, 2006 yılında yazdığı ve 2007'de en iyi derece ile kazandığı doktora tezinde başka yazarlara ait paragraflar kullandığının ortaya çıkmasıyla beraber istifa etmek zorunda kalmış doktor  unvanı  geri alınmıştı. Gutenberg bunun üzerine ABD’ye yerleşmişti. Ayrıca, FDP Avrupa Parlamentosu Grup Başkanı Silvana Koch-Mehring ile FDP Avrupa Parlamentosu Milletvekili Yorgo Chatzimarkakis’in de diploma tezlerinde bilimsel hırsızlık yaptıkları belirlenmiştir. 

Murat Bardakçı,  Türkiye’de intihallerin nasıl örtbas edildiğini şöyle açıklamaktadır: “Akademik hırsızlık olayıyla karşılaşan yönetim bu işi genellikle örtbas etme yolunu tercih ederdi; zira ‘tencere dibin kara, seninki benden kara’ misali vaziyetler söz konusuydu. Seneler boyunca yazdığım ve belgeleriyle ortaya koyduğum dünya kadar intihal hadisesi önce YÖK, ardından da rektörlükler yahut dekanlıklar sayesinde örtbas edilmiş, sadece tek bir intihalciye birkaç aylık ceza verilmiş, hemen ardından o ceza da affedilmişti.” (Bardakçı, 2008) 

Bilimsel  aşırmacılığın  örtbas edildiği  bir ülke  bilim dünyasının saygın üyeleri arasında asla kabul göremez. 

Çağdaş ülkelerde bilimin namusunu bilimsel aşırma yapanlardan koruyan cezai yaptırım bir şekilde uygulanmaz ise, aşırmacılık yöntemine başvuran öğretim üyesi sayısı hızla artar ve o ülkenin hiçbir üniversitesi dünyanın ilk 500, ilk 1000 üniversitesi arasına asla giremez. 

Ortaya çıkarılan bilimsel aşırmacılıkların örtbas edildiği bir ülkede bilimsel gelişme de olmaz.  Çünkü, "Üniversitelerinde bilimsel hırsızlığın doğalkarşılandığı bir ülkenin elbette tüm yaşam alanları soyulacaktır.”