22 Eylül 2012 Cumartesi

Türkiye Akademisinin Arka Sokaklarından Tez Manzaraları

Dr. A. MURAT EREN
subjektif.org

Türkiye akademisindeki tıkanıklığın sorumlusu kim? Bu sorunun çok boyutlu, yanıtlaması güç, fakat derinlemesine irdelenmesi gereken, kritik bir soru olduğuna inanıyorum. Bu yazı bu soruya net bir yanıt vermekten aciz. Bununla beraber Türkiye’de akademinin bu konuda bir zihin jimnastiğine, yanıtın kendisinden daha çok ihtiyacı olduğu bir dönemdeyiz.

7 Eylül 2012 Cuma

Yeni YÖK Disiplin Yönetmeliği üzerine ... Artık üniversitelerde kopya çekmek serbest, sadece kınanırsınız, o kadar!

Prof. Dr. LEVENT SEVGİ*
Cumhuriyet Bilim Teknik, 07.09.2012

Yeni Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) Öğrenci Disiplin Yönetmeliği Resmi Gazete’nin 18 Ağustos 2012 tarih ve 28388 sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelik kapsamında, 12 Eylül Yönetmeliği ucubeliğine girmeden sadece uygulamadan kaynaklanan bazı sıkıntıları derginin 1236 (26 Kasım 2010), 1247. (11 Şubat 2011) ve 1317 (15 Haziran 2012) sayılarında ele almıştık. Özellikle üniversitelerde kopya olaylarında verilen farklı cezaların neden olduğu kaosu tartıştığımız bu 3 yazıda da ortak olarak şöyle demiştik:

“YÖK’ün Öğrenci Disiplin Yönetmeliği fakülte yönetim kurullarına disiplin kurulu görevi vermekte. Mühendislik, eczacılık, ekonomi, işletme, tıp; hangi fakültede olursa olsun akademisyenler disiplin olaylarını incelemek/soruşturmak, hem savcı hem yargıç olmak ve gençlerin yaşamlarını etkileyebilecek cezalar vermek zorunda. Tek kaynak açık ve net yazılmış bir yönetmelik; tek güvence ise dil bilgisi ve mantık.”

Dili özensiz ve mantığı bozuk yönetmelikler / yasalar kaçınılmaz olarak kaosa neden oluyor / olacaktır. Hemen baştan söyleyelim; bu yeni yönetmelikte de yer alan dil ve mantık bozuklukları sıkıntıları gidermekten uzak, sorun artırıcı boyuttadır.

Yeni yönetmelik bilişim suçları ve intihal gibi duyarlı konularda açık maddeler içermesi açısından olumludur. Kopya olayları açısından ise eski yönetmeliğe göre daha da olumsuzdur. Bu yeni yönetmelikle kopya kovuşturmalarında yaşanan kargaşa daha da artacak, okuldan uzaklaştırma cezalarının hemen tümü yargıdan dönecektir. Kopya çekene okuldan uzaklaştırma cezası vermek fiilen mümkün olamayacaktır. Şöyleki:

Eski YÖK Öğrenci Disiplin Yönetmeliği (Madde 9 m) “kopya yapan veya yaptıran veya teşebbüs eden” öğrencilere verilecek cezayı “yükseköğretim kurumundan bir yarıyıldan iki yarıyıla kadar okuldan uzaklaştırma” olarak belirtmiştir. Yeni yönetmelik “kopyaya teşebbüs etmek” (Madde 5d) ile “kopya çekmek” (Madde 7e) ayrımına gitmiş; teşebbüse sadece “kınama cezası” öngörürken kopya çekmeye “bir yarıyıl okuldan uzaklaştırma” cezası koymuştur.

Bu, fiilen “kopya çekmenin cezası kınama olacak” demektir; çünkü istisnalar dışında kopyaya teşebbüs ile kopya çekme ayrımını yapabilmek mümkün olamayacaktır. Disiplin kurulları bu ayrımı yapmayı başarsa bile somut verilerle karar verecek olan yargı buna dur diyecektir. Bir de eyyamcıların elinde uygulama “seni kınıyoruz, bir daha yapma evladım” olacaktır.

Yeni yönetmelik, aykırı ve istisnai durumlar olsa da, sınavlarda tehditle kopya çekmek, kopya çeken öğrencilerin sınav salonundan çıkarılmasına engel olmak, kendi yerine başkasını sınava sokmak veya başkasının yerine sınava girmek fiillerine ise iki yarıyıl uzaklaştırma öngörmüştür (Madde 8d). Sadece bu kopya eylemleri için öngörülen cezanın uygulanabilirliği söz konusudur.

Eski yönetmelikte alt ve üst sınırları belirlenen cezalar için göz önüne alınması gerekek hususlar Madde 30a’da düzenlenmiştir. Buna göre “disiplin cezalarını vermeye yetkili disiplin kurulları; bu cezalardan birini tayin ve takdir ederken, disiplin suçunu oluşturan fiil ve hareketlerin ağırlığını, sanık öğrencinin daha önce bir disiplin cezası alıp almadığını, davranış, tavır ve hareketlerini, işlediği fiil ve yaptığı hareket dolayısıyla nedamet duyup duymadığını dikkate almak” durumundadır. Örneğin, kopya çekmek veya teşebbüs etmenin cezası bir yarıyıldan iki yarıyıla kadar okuldan uzaklaştırmadır. Madde 30a’ya göre ceza takdiri bu aralıkta olmak durumundadır (örneğin; pişmanlık varsa bir yarıyıl, yoksa iki yarıyıl ceza verilmesi gibi).

Oysa, yeni yönetmelikte kopyaya teşebbüsün de kopya çekmenin de cezası açıkça belirlenmiştir. Hal böyleyken, disiplin cezası verilirken dikkat edilecek hususları düzenleyen 23. Madde anlamsızlaşmaktadır. Madde 23 şöyle düzenlemiştir: “Disiplin cezalarını vermeye yetkili amirler ile disiplin kurulları bu cezalardan birini verirken, disiplin suçunu oluşturan eylemlerin ağırlığını, soruşturulan öğrencinin daha önce bir disiplin cezası alıp almadığını, davranış, tavır ve hareketlerini, işlediği fiil ve yaptığı hareket dolayısıyla pişmanlık duyup duymadığını dikkate alırlar.”

Ne cezanın alt/üst sınırları ne de alt/üst ceza tanımlarının yapılmadığı bu yönetmelikte bu madde eskiden çok daha fazla kaos yaratacak düzeydedir. Disiplin kurulları yukarıdaki hususları dikkate alıp ne yapacaktır? Bu sorunun yanıtı açıktadır. Çünkü sadece Madde 6’da “bir haftadan bir aya kadar okuldan uzaklaştırma cezası” alt/üst sınır ile belirtilmiştir. Diğer maddelerin hepsinde eyleme öngörülen ceza takdire yer bırakmayacak şekilde net olarak belirtilmiştir. Önümüzdeki dönemde kopya çekmek gibi ağır bir suçun cezası bir üniversitede bir veya iki yarıyıl okuldan uzaklaştırma olarak verilirken başka bir üniversitede ya da aynı üniversitenin başka fakültelerinde (eyyamcıların elinde) uyarmaya/kınamaya düşürülebilecektir.

*Doğuş Üniversitesi, Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü

NEDEN ?

NEDEN ?
ENGELLERİ AŞIYORUZ => https://plagiarism-turkish.blogspot.com/