BİLİM AKADEMİSİ RAPORU - Temmuz 2016

Şu sıra TBMM gündeminde olan 2547 sayılı Kanun’da öğretim elemanlarının disiplin suçlarına ilişkin yapılması düşünülen değişiklikler hakkında Bilim Akademisi’nin raporunu okumak için lütfen tıklayın

1 Ocak 2011 Cumartesi

YAYIN ETİĞİ, YAYIN BALIĞI VE ARABESK BİR ŞARKI (*)



DOÇ. DR. BURHANETTİN KAYA (**)

Balık bir deniz canlısı olarak yaşantımızda hemen herkesin kabul edeceği bir öneme sahiptir. Bir besin olarak cezbedicidir. İçindeki omega 3 yağ asitleri ile genç kalmanın, sağlıklı olmanın, organizmamıza zarar veren zehirli maddelerden arınmanın, kolesterol sorunundan kurtulmanın vazgeçilmez bir seçeneğidir. Türlü biçimlerdedir. İste pişirilerek yenir, buğulaması vardır. Çiğ çiğ yemek için lüks Japon lokantalarında servet bırakılır. Balıkçıları vardır. Yanı başında salaş lokantaları... Tutkulu bir hobidir avcılığı... o da türlü türlüdür.
Balık, sözcük olarak da yaşamın içinde çok değişik anlamlar yüklenerek süsler söz dağarcığımızı. Berekettir. Şanstır. Çok emek harcamadan, kolay elde edilen -ya da ele gelen- bir şeydir. Argoda yer bulur kendine... Söyleyen söylenene imrenir bazen, haset duyar. "Çok balıksın be kardeşim, Abi ne balıksın be" derken...
Bir de yayın balığı vardır. Bu "yayın"ın "bir şeyi yayımlayıp yaymakla" alakası yoktur. Dip balığıdır. Çamurlu ve bulanık suları sever. Çok kokar. Lezzetli olduğu iddia edilir ama bu lezzete ulaşmak için çok temizlemek ve kokulu bitkilerde bekletmek gerekir.

Bir de argoda yer aldığı biçimiyle yayın balıkları vardır. Bunların balıkla alakası yoktur, "balık" yayınlara sahibi olurlar. Adları yazılır. Hatır için, çıkar için, köprüyü geçenler ve geçene kadar hesap yapanlar tarafından, ya da başka bahaneyle. Emekleri yoktur. Katkıları, çabaları. Başka meslektaşlarının kaleminden çıkan metinleri birleştirip, orasını burasına üleştirip kitap yaparlar. Ya da tiridine bandıkları, para verip aldıkları yazılarla bezedikleri kitaplara süslü süslü adlarını yazarlar. "Balık" bir durumdur. Ve bir Şair'in unutulmaz dizelerine nazire yaparak " Balık gibisin be kardeşim" dedirtmeye zorlarlar adamı. "Yayın balığı"dır onlar.
Yayın balıkları da türlü türlüdür. Avcıdır kimi, kimi toplayıcı, kimide çalar. İntihal ve intihar diyalektiğinde vakur. Çamurda ve dipte yaşadıkları için derinden derinden yaparlar yapacaklarını. Çarpar böler, kesip yapıştırırlar. Ölçmek mi gerekiyor? Ölçerler. Ölçek mi gerekiyor? Ölçüye göre biçerler. Az mı geldi? Çarparlar. Çok mu geldi? Bölerler. "Balık" yayınları olur.

ARABESK ŞARKI VE KÖR ŞARKICI

Günlerdir aklına takılan soruya cevap aramanın yorgunluğu ve merakı nedeniyle uyuyamıyordu. Acaba X hastalığında Y maddesinin eksikliği Z enziminin çalışmasını engellediği için mi zamanla bu hastalığa yol açan harabiyet ortaya çıkıyordu? Acaba sağlıklı beslenmek, yoksulluğu ortadan kaldırmak bu harabiyete yol açan eksikliği ortadan kaldırmak bu hastalığı engeller miydi? X hastalığının farklı klinik alt tiplerinin olması sonucu nasıl etkiliyordu? Günlerdir bu sorunun yanıtını aramak için A hastanesine ekibiyle gidiyor, her hasta ile ayrıntılı görüşme yapıyor, tanılarını netleştirmeye çalışıyor ve bazı ölçekler uyguluyordu. Hastaların uzun süredir hastanede yatması, yıllardır yüksek doz aynı ilaçları kullanmasından dolayı belirtiler karmaşıktı ve hastalık tipini belirlemek çok güçtü. Aynı anda aldığı kan örneklerini santrifüjde ayırıyor ve araştırmasında kullanılacak hale getirmeye çalışıyordu. Günde ancak 10 hastayı değerlendirebiliyordu. Bir yorgunluk atma anında hemşirenin anlattığı öykü ve sorduğu soru kafasını karıştırdı. Şaşkın şaşkın baktı hemşirenin yüzüne... Şöyle diyordu hemşire:
"B Bey. Neden siz günlerdir gelip tek tek hastalarla görüşüp aldığınız kan örnekleriyle bu kadar uğraşıyorsunuz? C beyler geçen Pazar günü geldiler. Akşama kadar tüm hastalardan kan aldılar. Hasta dosyalarındaki tanıları da yazıp gittiler".
Şaşırdı. Araştırmasının sonlanmasından sonra gönderdiği dergi editörleri klinik alt tiplerin belirlenmemiş olmasından dolayı çalışmayı yetersiz buluyor ya da büyük değişiklikler istiyorlardı. Fakat bir günde kan alan grubun araştırması en saygın dergilerden birinde yayınlanmıştı. O araştırmacılar klinik alt tiplendirmeyi gayet mükemmel yapmışlardı.?!!. Şaşırdı. Bunu bir günde o kadar hasta için nasıl başarmışlardı? Alt tipler arasında önemli farklar bulduklarını söylüyorlardı. Ayrıca bir kişide uygulaması 45-90 dakika arasında süren bazı tanı koydurucu ölçekleri de eksiksiz tüm olgulara uygulamışlardı. Hem de bir günde. Çok anlamlı sonuçlar bulmuşlardı. Bu nasıl olmuştu? Çok şaşkındı.

Ben nerde yanlış yaptım? şarkısını mırıldandı farkında olmadan. Hayır der gibi başını salladı ardından. Sordu. Yanlış yapan ben değilsem? Kim? Yanlış ne? Ben kimim? diye sordu. Onlar kimdi? Sordu, sordu.
"Balık" bir yayındı ve "yayın" balığıydı onlar. Dipte, derinde, yüzeyde, orada, burada, belki de her yerde... Avcıydı kimi, kimi toplayıcı, kimi de çalan. Ama her zaman, intihal ve intihar diyalektiğinde vakur.

(*) Bu yazı "Sendrom Akademik Düşünce Platformu" dergisinin Nisan 2007 sayısından alınmıştır.
(**) Gazi Ünv. Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı